Gücünü topraktan alarak sürdürülebilir kalkınmayı yaşama ve yaşatmayı vizyon olarak belirleyen Sunar, bugün popüler bir kavram haline gelen sürdürülebilirlik çalışmalarını yaklaşık 40 yıldan beri uyguluyor. Sunar, bugün hedefleri içerisinde projelendirdiği çalışmalar ile doğadaki ayak izini azaltmayı ve toplumsal faydayı artırmayı amaçlıyor.

 

Türkiye’nin tarladan sofraya tüm üretim aşamalarını bünyesinde barındıran tek entegre mısır yağı tesisine sahip olan Sunar, Türkiye’de ilk olan Sorbitol ve Maltitol gibi düşük kaloriye sahip gıda katkı maddelerini de yüksek teknoloji ile üretiyor. Sürdürülebilir anlayışla büyümeye devam eden Sunar Grup, bugün Uzakdoğu Asya’dan Amerika Kıtasına kadar 100'den fazla ülkeye ihracat yapıyor. Grup şirketlerinden Sunar Mısır’da; tekstil, gıda ve kâğıt sanayi için doğal ve modifiye nişastalar, glikoz, fruktoz, sorbitol ve maltitol şurupları üretiliyor. Elita Gıda’da; mısır yağı başta olmak üzere ayçiçek, soya, kanola ve aspir yağları üretiliyor. Sunar Özlem’de; pastanelere yönelik lüks un çeşitleri ve özel amaçlı ekmeklik ve pidelik un çeşitleri üretiliyor. Sunar Yem’de; büyük ve küçükbaş hayvanlar için bütün gelişim aşamalarına cevap verecek toz, granül ve pelet normlarında yemler üretiliyor. Global GAP ve İyi Tarım Uygulamalarına sahip NÇS Bahçelerinde ise; elma, erik, şeftali, nektarin ve nar gibi sert çekirdekli taze meyve çeşitleri üretilmektedir. Sunar Grup şirketlerinin ürettiği tüm ürünlerin yurt dışı satışlarını yapan Sunar Pazarlama adlı bir şirket de grup bünyesinde bulunuyor.

 

TARLADAN SOFRAYA ‘SÜRDÜRÜLEBİLİR’ BÜYÜME

5 farklı şirketi ile yıllık yaklaşık 1 milyon ton yağlı tohum ve hububat işleyen Sunar Grup’un 850'yi aşkın çalışan ve 40 yıla varan geçmişiyle Çukurova'nın yükselen değeri olduğunu belirten Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Nuri Çomu, “Tarıma dayalı sanayide elde ettiğimiz bilgi birikimi ve tecrübe sayesinde Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın en büyük gruplarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Birçok güçlü özelliğimizle, sektörümüzdeki diğer firma ve gruplardan farklı bir yere sahibiz. Bu önemli farklardan biri de, sahip olduğumuz işletmelerin birbirini tamamlayıcı karakterde ve sürdürülebilir üretim modelinde olmasıdır. Zincirleme olarak düşündüğümüzde bir şirketimizin ürettiği ürün, diğer bir şirketimizin hammaddesi ya da içerik maddesi olabiliyor. Örneğin Anadolu’nun yerli mısırını Sunar Mısır’da işleyip nişasta-şerbet ve sorbitol üretirken ayrıştırarak elde ettiğimiz mısır özünü Elita Gıda’da işleyerek mısır yağı üretebiliyoruz. Yine Sunar Mısır ve Elita Gıda’da nişasta ve yağ gibi ürünler üretilirken elde edilen yan ürünler, Sunar Yem için hammadde olarak kullanılıyor. Bizim hiçbir yatırımımız tesadüfi değildir. Bu durum; grup şirketlerimizin ürettiği nişasta-şerbet ve glikoz gibi nişasta bazlı ürünleri, mısır-ayçiçek gibi bitkisel sıvı yağları, un ve yemi, taze meyveyi üretirken verimliliğimizi ve rekabet gücümüzü maksimize ediyor. Bu anlayışla bizi artık uzun koşulu bir maraton bekliyor.

 

“HER PROJEMİZDE TOPLUMSAL KALKINMAYI HEDEFLİYORUZ”

Sunar Grup’un faaliyetlerine başladığı dönemde henüz sürdürülebilirlik gibi bir kavram olmadığını, ancak grubun her bir şirketinin kuruluş sürecinde bu kavramın önemli bir yer tuttuğunu belirten Çomu; “Çiftçiyi Sunar Mısır’ın kuruluş sürecinde mısır ekimi konusunda teşvik ettik. Elita Gıda’nın kuruluş sürecinde de, ayçiçek ve yağlı tohumların üretimi hususunda çiftçimizi teşvik ederek sürdürülebilir tarıma önemli katkılarımız oldu. Biz çiftçimiz ile birlikte büyüdük, büyümeye devam ediyoruz. Sürdürülebilirlik politikalarımız çerçevesinde adı konulmuş ilk projemiz 2012 yılında gerçekleşen ‘Doğu’ya Ayçiçeği Doğuyor’ projemiz oldu. Şirket hedeflerimiz arasında yer alan entegre sürdürülebilirlik anlayışı çerçevesinde Sürdürülebilir Gıda Platformu'nun ilk üyelerinden biri olduk ve Sürdürülebilir İş Ödülleri'nde, projemiz ile ödüle layık görüldük.

Doğu Anadolu’daki verimli topraklarımız, yağlı tohum gibi nitelikli ürünlerin üretimi için kullanılmıyordu. Oysa biz Muş Ovası’nda yaptığımız analizler neticesinde, bölgenin ayçiçeği üretimi için verimli arazilere sahip olduğunu tespit ettik. Sözleşmeli tarım yaparak bölgede ayçiçeği ekimini teşvik ettik ve aradan geçen yıllarda bölgede yaygınlaşan ayçiçeği üretimi, biz olmaksızın da devam etti. Bu sayede önemli bir ithal kalemi olan ayçiçeğini, nitelikli bir üretim arayışında olan Muş Ovası’na kazandırmış olduk.  Şirketimizde bugün bir Sürdürülebilirlik ekibimiz var ve ekibimizle 5 yıllık - 10 yıllık sürdürülebilir kalkınma planlarımızı çizdik. Birleşmiş Milletlerin belirlediği ve 105 ülkenin altına imza attığı 17 maddelik sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de esas alarak 2025’e kadar 40 sürdürülebilirlik projemizi hayata geçirmek istiyoruz.

 

MÜŞTERİNE SOFRANDA OLMASINI İSTEYECEĞİN ÜRÜNÜ SAT

Hedeflerinin sürdürülebilir ve geliştirilebilir sosyal sorumluluk uygulamalarını hayata geçirmek olduğunu belirten Çomu, kurumsal sosyal sorumluluk politikalarına ilişkin şu bilgileri verdi: “Faaliyet gösterdiğimiz ve göstereceğimiz tüm coğrafyalarda insana ve çevreye saygılı olacağımızı taahhüt ediyor, gerçekleştirdiğimiz projeleri doğadaki ayak izimizi sıfır seviyesine indirmek üzere planlayıp uyguluyoruz. Grup şirketlerimizin başta gıda güvenilirliği, uygun hijyen şartlarının sağlanması ve müşteri memnuniyeti alanında uluslararası standartlarla uyum içerisinde olmasını sağlayarak, sertifikalandırıyoruz. Müşteri tatmin düzeyinin, talep ve beklentilerinin sürekli ölçümlenerek karşılanmasını sağlıyor, ‘koşulsuz ve sınırsız müşteri memnuniyeti’ ilkesiyle bu talep ve beklentilerin ötesine geçmeyi hedefliyoruz. Dürüstlük, güvenirlilik ve kararlılığı ilke ediniyor, ‘Sadece kendi sofranda olmasını isteyeceğin ürünü müşterine sat” anlayışıyla hareket ediyoruz. Paylaşılmayan değerin, bilginin ve kazancın nihayetinde sanayiciye de katma değer sağlamayacağını biliyor, her projemizde nihai hedefimizi toplumsal kalkınma olarak belirliyoruz. Tedarikçilerimizden STK’lara, çalışanlarımızdan nihai müşterilerimize kadar mutlu paydaşlar edinmek için çalışıyor ve tüm paydaşlarımızın kurumsal sosyal sorumluluk politikalarımızla uyum içerisinde çalışmasına özen gösteriyoruz.

 

ŞİRKETLER SOSYAL VATANDAŞ OLMALI

Tamamen yerli sermayeli bir şirketler topluluğu olan Sunar; danışmanları ile yürüttüğü çalışma çerçevesinde, stratejik kurumsal hedeflerden biri olarak “İdeal Şirket” olma hedefini belirledi. Bu kapsamda öncelikle İK süreçlerini objektif olarak ele aldı. Çalışanlarıyla yaptığı birebir ve toplu mülakatlar, analiz ve ölçümlemeler neticesinde; Eğitim programları, Kariyer Planlamaları, performans değerlendirme sistemi gibi birçok konuda atılacak adımlar, gerçekleştirilecek hamleler, ana ve alt başlıkları kurguladı. Belirlediği hedeflere ulaşmak için Kasım 2015’de gerçekleştirdiği lansman toplantısıyla tüm çalışanlarına 3 yıllık kişisel ve örgütsel gelişimi içeren yol haritasını paylaştı. Her şirketin kültürü, ihtiyaçları ve dinamiklerinin birbirinden farklı ve kendine özel olduğunu vurgulayan Çomu; “Çalışanlarımızın beklentileri, atacağımız adımların yol haritası olmalı diye düşünüyoruz. Bu nedenle rotamızı belirlerken çalışanlarımıza danışarak hareket ettik/ediyoruz. İnanıyoruz ki çalışanların etkin yönetimi, şirkete duyulan bağlılığın artması ve içeriden gelişimin desteklenmesi anlamında aynı zamanda sürekli beslenmesi de gereken bir gelişim kaynağı niteliğindedir. Günümüzde artık sadece kurumsal bir şirket olmak yeterli değil, şirketlerin her yönüyle planlı, akılcı ve duyarlı bir sosyal vatandaş olabilmeyi başarması da gerekiyor” dedi.